Başardım
Başarı
Gerçek
Öykü
Hikaye
Hayat
Anlat
Tebrik
Yorum
Başardım
Site

GerÇEK BAŞARI ÖYKÜLERİ

başarı başarısızlığı

shewil | 1987 yardımcı gm asistanı-İstanbul

Bu tür olayları, hayatları biraz da olsun kendimize izzet-i nefis almak adına baştan mı başlamak yüzeysel mi başlamak lazım bilemedim... Artık umut edecek, inanacak temiz duygular, düşünceler kalmadığı anda gene de imrenirim diye yaşayamadığım hayatlara şöyle uzaktan misafir olmak için üye oldum bu siteye..
1987 Kasım `ında Üsküdar denilen cennette dünyaya geldim. cennet diyorum çünkü düşüncelerimin ve hayallerim tertemiz olduğu ilk 4 yılım bu semtte başladı ve burda son bulmasını diliyorum.. Klasik bir aile dramasıdır anlatcaklarım sadece bana ait olan kısmıyla.. Annem ve babam evlendikten birkaç yıl sonra babama at yarısından büyük bir meblağda para çıkar ee tabi kolay gelen para kolay yoldan çıkarır tezini kanıtlayan babam bir anda sahip olduklarını kaybederken aynı zamanda ailesinden de vazgeçmeyi kendine hak görmüştür. Hiçbir mesleği olmayan annem daha 1 yaşındaki kardeşimle bizleri başka kadınlar yüzüden milyonlarca kez terk etmiştir.. Hemde halen anlam veremediğim bir vicdanla.. Yıllarca bir habersiz ordan oraya gitmiş köşeye sıkışınca da anneme geri dönmüştür ki bu kadın onu her şekilde kabul edeceğinden emin olarak ve çekip giderken yine canı acımadan gideceğinden emin olarak..12 yıl önce 23 nisan günü ben geldim diye kapıdan girdi ve yakıp yağmaladıktan, çocuklarını rezil ettikten,sömürdükten, gençliğin alabileceği en kötü anları yaşattıktan sonra çekip gitti..Bize ise yine yeniden başlamak kaldı doğduğumuz andan beri yaptığımız tek şeydi! Annem ve ablam bir şeyler yapmak için çok çabaladı yeniden iş kurdular kutu gibi bir yerde 2 bayan bizlere kendilerine bakmak için gece gündüz demeden çalıştılar yapabildikleri kadar büyüdüler..Derken erkek kardeşim de onlara katıldı yardım etsin daha fazla kazanalım diye.. Sonuçta bayanlardı ve herşeyi yapamıyorlardı nasıl yapsınlardı binbir çeşit insan binbir laf ve eylem dönüyordu ortada.. Hepimiz eksik büyümüştük kimileri gibi esrara,alkole, boş yaşamaya vurmadık kendimizi.. Bunu bilerek yapmadık ama ya Yaradan tarafından ya da korkudan bir şekilde az zararla büyümüıtük.. Bana gelince ben kendi adıma hep mutluluğu başkalarında yaşayamadığım aile bütünlüğünü yaşayabilceğim insanlara yöneldim.. Ama onlar ne benim ailemdi ne de ailem olmak istiyorlardı..Her seferinde hüsrana uğradım bu sadece sevgili anlamında değil özellikle dost olduğum kişiler beni yalnız bıraktı belki de böyle olmak zorundaydı. Zamanla anlamıştım bunu ki gene sevgiyi daha özel biriyle yaşamak istedim dedim ki bu kişi benim evleneceğim kişi olmalı..Yaptığım işlerde derslerimde, insanlarda bıraktığım etkiyle güçlü biri olarak tanınıyorum ama duygusal anlamda hiç de sanılan kadar güçlü değildim çünkü hep sevgi arayışı içendeydim ve bu beni mahvediyordu aslında fark ettiğimde geç olmuştu artık içim paramparça olmuştu gerçekten bunu hissediyordum da. Sevdiğim erkek bundan 4 yıl önce daha çocuk diyebilirsiniz ama yaşadıklarım beni yeterince büyütmüştü. Belki evlilik ve daha fazlası için büyümemiştim ama arzuladığım sadece deliler gibi sevmek ve sevilmekdi.. korkmadan, gidecek vaz gececek pes edecek mücade etmeyecek diye ürkmeden düşünmeden sevmek istedim.. Olmadı, babamdan yediğim tokatı bir de sevdiğim adamın tekmesiyle yere yıkmıştı beni.. 8 ay sonra evli olduğunu itiraf etti bana.. Hemde 1 de cocuıu vardı mahvolmuştum.. ne yedin ne içtim ne uyudum ne güldüm sadece ölümümün yasını tuttum.. Bu olayı öğrendiğimde ise üniversite 4 yıllık bölümü kazanabilmek için dershaneye başlamıştım ki sonuç zaten verimli olmamıştı.. sadece uzaklaşmak için ailemi bile zorda bırakarak belki de istanbul dışına gittim 2 yıl okumak için..Ama kendime iyi gelmedim gittiğim şehir bana iyi gelmedi..Birçok şeyin farkına vardım dedikleri gibi güçlüydüm kendimi zorlamaya o kadar alışmıştı ki bünyem dalga geçiyordu sanki benle .. uyku problemleri, sinir krizleri, korkular hastalıklar kendini göstermeye başladı.. unutmak için hayallerime amaçlarıma tutunmaya çalıştım..Yükselmek istedim, zirvede olmak istedim halen de istiyorum aslında..Ailemin bana yaptıklarını onlara daha güzel sunmak istedim istiyorum da.. Duygusuz yaşamam gerektiğini, küçük şeylerle mutlu olsam da büyük şeyler beklediğimi, insanların yaptıklarımdan çok yanlışlarımla -onlara göre hemde- ilgilendiklerini biliyorum.Daha iı hayatına atılalı 7 ay oldu bölümümün iıi yapıyorum henüz öğrenmekteyim ki iyiki öğrenilecek şeyler var yoksa nasıl olurdum bilmiyorum... Başarılı mıyım bu pislik hayatı yaşayarak ve gene de iyi şeyler düşündüğümü düşününce başarılıyım, yapacaklarımı yaparsam eıer mükemmel olurum sanırım.. Kendi içimde ise başarısızım ve bunun sorumlusu ne yazıkki gerçekten de ben değilim.. birçok şeyi anlatamadım belki burada ama yaşamanın amacı tam olarak bilmesem de hani bazı zamanlarda sanki o gün mükemmel birşey olcakmış gibi içiniz dolup taşar yaa bende bunu hergün hissedeceğim an için yaşıyorum.. başarılı mıyım başarısız mıyım bilmiyorum ama insan gerçek hayat için hayallerinden vaz geçtiğinde halen başarılı bişeyler yapabiliyorsa emin olmasam da büyük şeyler başarabilceğini biliyorum……

1 Tebrik - Yorum 0»Tebrik Et| »Yorum Yaz

İşte Başarım (XING)

admin | Erkek 1977 Adminlik-İzmir

“İş”te Başarım: Başarı Hikayeleri
Yarışması 2010 başlıyor,
XING Türkiye ödüllendiriyor!


Türkiye’nin lider sosyal iş ağı XING, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da
üyelerinin XING üzerinden yakaladığı başarı hikayelerini ödüllendiriyor. Bu yıl “İş”te Başarım sloganıyla düzenlenen
XING Türkiye Başarı Hikayeleri Yarışması’nda 2010 yılı içinde yepyeni bağlantılarla çevresini genişleten ve birbirinden değerli projelere imza atan 3 XING üyesi iPhone 4’ün sahibi olacak.

Tüm dünyada 10 milyon, Türkiye’de de yaklaşık 1 milyon profesyoneli buluşturan online iş ağı XING, geçen yıl düzenlediği XING Türkiye Başarı Hikayeleri Yarışması’nı bu yıl “İş”te Başarım ile devam ettiriyor. XING Türkiye, üyelerinin XING üzerinden kurduğu bağlantılarla ya da geliştirdiği projelerle yakaladığı başarı hikayelerini, 16 Ocak 2011 tarihine kadar http://www.istebasarim.com üzerinden paylaşmaya davet ediyor.

Bu yıl “İş”te Başarım sloganıyla düzenlenen yarışmaya, 2010 yılı içinde XING üzerinden kurulan bağlantılarla gerçekleştirilen ve somut başarı hikayesi yaratan projeler katılabilecek. XING’in Türkiye’den tüm üyelerine açık bu yarışmaya başvurular, yarışmaya özel olarak hazırlanan www.istebasarim.com sitesi üzerinden gerçekleştirilebilecek. 3 ayrı kategoride en iyi başarı hikayesinin sahipleri iPhone 4 ve XING premium üyeliği kazanacak.

01 Aralık 2010 – 16 Ocak 2011 tarihleri arasında başvurulabilecek “İş”te Başarım: XING Türkiye Başarı Hikayeleri Yarışması 2010’un kategorileri ve ödülleri ise şöyle:

• En iyi “İş Bulma” Başarı Hikayesi – iPhone 4
• En iyi “İş Geliştirme” Başarı Hikayesi – iPhone 4
• En iyi “Girişimcilik” Başarı Hikayesi – iPhone 4

Tüm kategorilerde ilk 5 içerisinde yer alan başarı hikayeleri 1 yıllık, başarı hikayesi yayınlanmaya değer görülen tüm katılımcılar ise 3 aylık XING premium üyelik kazanacak.

Yarışmaya katılmak ve ayrıntılı bilgi almak için www.istebasarim.com adresi ziyaret edilebilir.

0 Tebrik - Yorum 0»Tebrik Et| »Yorum Yaz

Sadece İnan

Surveyor | Erkek 1987 Mühendis-İstanbul

Çok eskilerden başlamayacağım...
Lise dönemim gayet güzel geçiyordu.Arkadaşlarımla ne istersek onu yapıyorduk.Oyun mu oyun,spor mu spor,sinema mı sinema,dans mı dans...
Ama ders çalışmaya gelince, gerçektende hakkını veriyorduk.Aramızda ki tatlı rekabet bizi iyi fişekliyordu.Lise 1 den itibaren, aslında istediğim üniversiteyi gözüme kestirmiştim.Ben buraya gidecem demiştim.Her sene almam gereken puanı güncelleyip dolabıma astım.Çok aşırı bir çalışmam yok tu ama dersleri boşlamayada getirmiyordum.Ne olduysa son sınıfta oldu, hırsımın doruklarına ulaştım.Hep bir fazla,hep bir fazlayı hedefledim..Ve olan oldu.
Kazandım..
İstanbuldaydım artık.İstediğim şehirde,istediğim okulda...
Hazırlık sınavını geçip,bir senemi kurtararak başladım İstanbul masalına..
Lay lay lom ile başladı üniversite,artık kapak attık ya umursamamazlık had safhadaydı dersleri..ee meyvasınıda aldık 8 dersten 4 ü kaldı:)
Bu arada her geçen gün çok sağlam arkadaşlıklar kuruyordum.Bu arada derslerin üzerine daha çok eğilmeye başladım.Alttan dersleri temizledim.Hatta üstten dersler almaya başladım.Hatta ve hatta bir kaç üstten ders almaya başladım.
3. senemde artık Son roundda gibiydim.Riske girmek istedim.Çünkü Yarım dönem erken bitirmek vardı okulu.Zor gibi gözüküyordu aslında.Bayağı bir ders yoğunluğum olacaktı bitirme tezi cabası.Ne mi oldu?
Başardım.O kadar kritik sınavlardan geçtim ki, bu fantazim okulu uzatmayla sonuçlanabilirdi...
Ama inandım...
2 yıldır Mesleğimi icra ediyorum.O kadar seviyorum ki çalışmayı,bazen ben çalışmak için yaratılmışım diyorum kendime.Tabi İşe girdik kazanıyoruz ohh yan gelip yatalım mantığı yok her zamanki gibi.
Şimdi yeni hedeflerim var.Gerçekten güzel hedefler...
Tabi bunun için biraz daha çalışmam gerekiyor.

Sadece İnanın,elinizden geleni yapın ve başarının keyfini hissedin.

Bu ülkede kadın olma başarısı....

melike | Kadın 1984 Uzman-İzmir

Hayatımda birşey başardım mı? Açıkcası pek emin değilim de, yolun hala çok başında olduğumu iyi biliyorum.
Eğitim hayatıma başlama gerekçelerimden biraz bahsetmek istiyorum affınıza sığınarak. Umarım yalın cümlelerle ifade edebilirim.

1986 İzmir doğumluyum,6 kardeşin en küçüğüyüm. Annemle babam evlendikleri yıl Doğu`dan İzmir`e göç etmişler. Abilerim de ablalarım da İzmir`de doğup büyüdük. Ailem doğudaki kültürlerinden yaşam şekillerinden, aile yapısından kopmamışlar. Adetler, gelenek, görenekler de bizlerle
birlikte gelmiş. Ben hiç İzmir dışına çıkmamış olmama rağmen bir doğulu kişinin olaylar karşısında verdiği tepkiyi yadırgamıyorum. Belki ailemin bunlardan kopmadıklarından, belki de kan çeker derler ya kim bilir...

Bilirsiniz hani "Kardelen Ayşe" kampanyalarını gerekçelerini; işte bende bir kardelen miydim diye soruyorum kendime belki...
Küçük bir çocukken etrafında gelişen olayları kavrayabilen biri oldum hep, çaktırmadan tabi.Doğrularım, yanlışlarım aşağı yukarı
bugünkülere yakın olduğunu görmek, cidden çabuk hayata karıştığımı bir kez daha görmeme neden oluyor.
Fazla şansım da yoktu belki ondan...
Güllük gülüstanlık yetiştirilmedim ama eğlenlceli bir çoçukluk dönemim oldu diyebilirim.
Etrafdaki ablalar 14 bilemediniz 17 gibi evleniyorlardı. Benim çocukluğumda bizim mahalleye, yani varoşlara özel bir durum sanmıştım . Ama kısa bir süre sonra bu konuda yanıldığımı anladım. Kadınlar üzerinde neden bu kadar baskı vardı ?
Hiç unutmam, daha küçücük bir çocukken okula daha yeni başlayacağım zamanlarda kim olduğunu anımsamıyorum ama etrafdan hep aynı kelime grupları işitiyorum "Erkek çocukları ile oynama bak baban döver..."
Evet kızın okula gitmesi, erkeğin küçük kızın mahremiyetine girmesinden dolayı hoş değilmiş...Hımmm...
Daha okula gitmeden etrafımdakiler yüzünden "Evlenmicem,okucam..." diyip duruyordum. Abimden zeki olmak malesef suçtu az, dayağını yemedim abimin.

Anneminde ""Kızsın sen.." lafları tövbe yarabbim...
İlkokul eğitimim boyunca okuldan tek bir şikayet eve taşımadım. Zaten okulda sorun da çıkartmadım. Benim orada hep bir amacım vardı OKUMAK.
Ailemin aslında okumam konusunda olumsuz bir tavırları olmadı. Sadece gelişmeye ve daha doğru düşünmeye başlamamla (malum tüm feministlerin cenesine vuru ki hak aramak iletişim kurabilmek için konuşmak gereklidir) konuştum, anlattım. Çoğu zaman eksik etek, dili uzun okula gittin ondan böle oldun. Okuldan alırım seni tehditleri...
Yüreğime incek gibi olurdu okuldan alınmak ne korkunç bir şey.
Eğer ailem öle bir gaflete düşseydi o zamanlar kendi kendime yeminler etmiştim asla ve asla konuşmayacaktım.
Ailemizde okumak konusunda bu kadar ısrarlı ve zahmetsiz biri malesef tek ben oldum. Keşke ablalarım, abilerimde benim baktığım pencereden bakabilselerdi.
Ben okula daha başlamadan daha küçücük bir çocukken cinsiyetimden nefret ediyordum. Bu nefretimi üniversite sıralarında ancak aşabildim.
Çünkü hep gördüğüm "kızsın sen anlamazsın" cümleleri tiksindirmişti. Bir yere gidebilmek için kocaya ihtiyacın var. Yani koyunsun sana çoban lazım.
Babam köye gittiğinde, amcam babama ağza alınmıcak hakaretler etmiş. Çünkü ben ortaokula gitmye başladım diye (Ortaokula başlıyacağım zaman ilköğretim 11 yıla çıkarılmıştı.)
Aileme mümkün oldukçe maddi sorun çıkarmamaya çalıştım. İlkokulda aldığım ilk çantam 7.sınıfa kadar kullanmıştım. Ayaklarım da büyümese pek ayakkabıda değiştirmeye gerk kalmıcaktı.
Ya eski ürünler çok kaliteliydi ki mahalle pazarından alınmış ürünlerdi gerçi ama ya da malımın kıymetini iyi bildim. Oysaki koşmayıda çok severdim. Ya da şans işte...

İlkokul 5. sınıfta bir şey daha anladım. Sınıf öğretmenimiz `Semra bal` dı galiba, modernlikten bahsediyordu. Verdiği örnek de kadınların eşarplı hali ve eşarpsız halleri etek boyları...
Annem tülbent takar ve TRT de izlediğim tüm anadolu programlarında kadınlar baş örtüsünü takmakda. Ayrıca izlediğim belgesel ya da yabancı kanallardaki profesör kadınlar dikkat çekici olmayan inanılmaz sade ve yüzlerinde bir gram makyaj olmayan görüntüler... Medeniyeti neden hep kadınlara mal ederek kadınlar üzerinde bir baskıdır gidiyor?
Mahallemdeki kadın yobazlığının benzer bir versiyonuda güya medeni dünyadaydı...
Erkek dünyasının cümleleriydi bunlar benim için ve bu düşüncelere sahip birini eleme hakkım olmadığı için okumalıydım. Kazanmalıydım. Giyim kuşlamla okul geçilmez okul geçmekle de hayat kurtulmazdı benim için öğrenmeliydim.

Ne o öğretmenim gibi okuyup da kukla kalmış tırsak bir kadın olmalıydım, ne de evde sabahdan akşama kadar hayatı boyunca bir kere dahi kullanmıcağı dantel ile gözlerini akıtan bir kızcağız..
Hep asiydim. Okulda, arkadaş çevremde, ailemde ... Ama sadece asi...
Terbiyesiz, saygısız değil sadece asi...
İlköğretimimi başarıyla bitirdim her dönem takdir ile geçtim sınıfımı.
Okulumun voleybol takımındaydım. Malesef kız olduğum için bu serüvenler kısa sürdü. Okul hayatımı riske atamazdım.
Kurallarına göre oynamam gerekiyordu ben de reşit ve donanım yönünde bağımlıydım her yönüyle aileme. Onun için bu çok sevdiğim daldan uzak durdum.
Laf aramızda başarılıydım en azından voleybol hocamız öle derdi.
Lise de arkadaşlarıma fark attarak okul birinciliği ile mezun oldum.
En kötü ilköğretim okulundan giden bendim. Arkadaşlarımın saç kesimleri hep şahaneydi bizde öle şeyler nerde bakımlar yine çabası ...
Ama inanın hiç gözüm kalmadı.Ben kendim için birşey yapmalıydım o da okumaktı ve ben bunu yaptım.

Maddi manevi şartlar kötüydü,en başından cinsiyetiniz bir suçtu bu toplumda. Bu dünyada önce mahallemdeki kabuğu kırdığıma inanıyorum. Çünkü bana hor bakanlar bunca okul hayatımda
tek bir kez tökezlediğimi göremediler. Ne okula gittim diye saçımı boyadım, ne de mahalleden çıkar çıkmaz etek boyumla oynadım. Bunlar insanı ne faydası olur düşüncesinde oldum.
Dürüst olmalıydı insan herkesden çok kendine. Arkadaşım mahalleden döner dönmez eteğini dürerdi. Gülerdim ve aşağılanmış hissederdim. İşte oda kadın bende, o da eziliyor bende onun kurtuluş çözümü ya da yanlışları yıkma çözümüne bakıyorum
sonra kendikime ....

Onurlu olmaya çabaladım hep.Kadın olarak kendimi ezdirmecektim. Cinsiyet üstünlüğüne hayır diyordum. Ve kimseye muhtaç olmucaktım cinsiyetimden dolayı.
Mahallemde değişim başladı, "okula Melike ablan gibi git tamam mı?" sesleri duyuyorum artık. Bu çok hoşuma gidiyor aman diyorum içimden çocuğa direk asi ol yavrum dediklerinin farkında değiller diye...

4 yıldır çalışıyorum özel bir firma da.
Erkekler hep en iyi arkadaşlarım dolu ama sadece arkadaşım üniversiteden sonra kendime koyduğum kotayı kaldırdım. Birazda kendimle barışmaya başladım.

Bu bir başarıysa belki küçük de olsa bir şeyleri başarmışımdır.

Elalem ne der? Elalem kapınızı çalıpda komşum ihtiyaçın var mı demez!
Kızlarınızı iyi yetiştirin 10 , 20 yıl sonra hayatta tek başına uçmayı bilmeyen bir kuş olarak kalmasını istemiyorsanız kendi başlarına uçmalarına izin verin.

Sayfalar :1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 -   İleri >